Kırk kat, tek bir iş.
Kırk Kat bir tepsi baklavanın kaç elden geçtiğini bilen insanların işidir. Ne yaptığımızı ve neden böyle yaptığımızı abartmadan anlatalım.

Yufka
Yufkayı makine değil, usta açar. Oklava tezgâhta kırk kez gider gelir; her turda hamur biraz daha incelir. İyi açılmış bir yufkanın arkasından gazete okunur — atölyede hâlâ böyle ölçeriz. Makine yufkası eşit çıkar ama katları yapışır; kesitte tek bir kütle görürsünüz, kat göremezsiniz.
Fıstık
Arasına giren fıstık Gaziantep'in kendi fıstığıdır ve o sabah kavrulur. Kavurma işini bir gün önceden yapmayız; fıstık beklerse yağını salar, rengi koyulaşır. Sitede sattığımız kavrulmuş fıstık, baklavanın içine giren fıstığın aynısıdır — ayrı bir kalite ayırmıyoruz.
Yağ ve şerbet
Yağ sade yağdır. Margarin, bitkisel karışım ya da “özel yağ” diye anılan başka bir şey kullanmıyoruz; bu bizim için tartışma konusu değil. Şerbet kaynadıktan sonra dinlendirilir ve sıcak baklavanın üzerine soğuk gider. Tersi yapılırsa yufka şerbeti içine çeker, baklava ağırlaşır.
Aynı gün
Tepsi fırından çıktığı gün kesilir, o gün kutulanır, o gün yola çıkar. Depoda bekleyen baklava satmıyoruz. Bu yüzden bazı ürünlerde stok kısıtlı görünür — o gün ne açıldıysa o kadar.
Kırk kat, elli yıl
kat yufka, elle açılmış
atölyenin kurulduğu yıl
aynı gün kargo için son saat
Gaziantep fıstığı
Neden bu kadar sade bir site?
Çünkü baklavanın fotoğrafı zaten yeterince şey anlatıyor. Dönen bannerlar, geri sayım sayaçları ve ekranı kaplayan indirim pencereleri koymadık. Fiyat net yazıyor, alerjen bilgisi ürünün üstünde duruyor, üye olmadan sipariş verebiliyorsunuz.
Sitedeki her ince yatay çizgi baklavanın katlarına selam veriyor. Tek dekorumuz bu.
Baklavaları gör